Türkiye ve bölge coğrafyasının en önemli tıp etkinlerinden birisi olan Türk TORAKS Derneği 13’ncü Yıl Kongresi, 1800 bilim insanı ve hekimin katılımıyla Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde başladı. Türk TORAKS Derneği tarafından 5-8 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen kongreye, ABD ve Avrupa’daki 26 ülkeden çok sayıda bilim insanı da katılıyor. Kongrede, eş zamanlı olarak gerçekleştirilen kurs, sempozyum, konferans, panel, söyleşi, yuvarlak masa, uydu sempozyum gibi çok sayıda etkinlikle, yeni ve özgün bilimsel verilerin geniş bir katılımla paylaşılması da sağlanacak. Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, Avrupa Göğüs Hastalıkları Başkanı Prof. Dr. Nikols Siafakas ve ABD Göğüs Hastalıklarını Derneği Başkanı Prof. Dr. Nasel’in de bulunduğu Kongre kapsamında; 2010 yılının “Akciğer Yılı” olarak ilan edilmesi ile ilgili olarak; “akciğer sağlığının korunması ve geliştirilmesi”, çeşitli platformlarda bilim adamları tarafından tartışılacak. Kongrede, bilimsel programların yanı sıra konserler, sergiler ve yarışmalar gibi sosyal etkinlikler de yer alacak. 4 gün sürecek olan kongrede ele alınacak başlıklar arasında; “Kemoterapi uygulama pratiği”, “Tütün kontrolü kavramı ve sigara bırakma tedavisi”, “Yoğun bakım ünitesinde dahili sorunlar”, “Solunum sistemi hastalıklarında deneysel hayvan modelleri”, “Yeni yasal düzenlemeler çerçevesinde hekimlerin hukuki sorumlulukları”, “Astımın doğal seyri değiştirilebilir mi?”, “H1N1 pandemisi (domuz gribi): Neler öğrendik, ne dersler çıkarmalıyız?”, “Kömür madenciliği” gibi bir çok önemli konu yer alıyor. Kongrenin ilk gününde 15 ayrı salonda eş zamanlı olarak yapılan kurslarda, çok sayıda ilginç konu ele alındı. HEKİMLERDEN ACIMASIZ ÖZELEŞTİRİ Sağlık sistemine yönelik ağır eleştirilerde bulunan Elbek, Finlandiya’dan örnek vererek “Sağlık ocağının altında ölüme yaklaşmış kimseler bekliyor. Amaç, üreten köleleri meşgul edip, evde onlarla zaman kaybetmelerini engellemek” dedi. Son yıllarda “Ölüm Ebeliği” kavramının geliştiğini belirten Elbek “Hosbislerde ya da hastanelerde ölüyoruz” diye konuştu. Amerika’da Sağlık merkezlerinin artık “Drug Store’larda, faaliyet gösterdiğini belirten Elbek “Bu gün, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetten bahsediyorsak, önce sağlık çalışanlarının topluma yönelttiği şiddeti konuşmamız lazım” dedi. Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Sedat Altın ise “Sağlık’ta maliyet kavramı” konusunda bilgiler verdi. Sağlığın başlı başına bir sektör olduğunu belirten Altın, diğer sektörlerden farkının ise belirsizlik olduğunu söyledi. Bunun sebebinin hekim ile hasta arasındaki bilgi asimetriği olduğunu belirten Altın, “Hekimler, tarih boyunca kendilerini üstün sınıf, birinci sınıf olarak görmüşlerdir” dedi. Hekimlik mesleği konusunda özeleştirilerine devam eden Altın, “Hekimler ikili oynuyor” diyerek, “Kendi talebini oluşturup, hem kendisi hem de çevresinin çıkarı için çalışıyorlar” dedi. Bu durumda işin içine SGK’nın da girdiğini belirten Altın “Faturalar şişirildiği, gereksiz performans oluşturulduğu için SGK da, kendine göre önlem almak durumunda kaldı” dedi. Bu noktada hekime büyük görev düştüğünü belirten Altın, “Koruyucu sağlığa fazla önem verilmiyor. Harcama kalemleri diğerlerine göre daha az olduğu için, maalesef bu kışkırtılmıyor. Koruyucu hekimlik oluşturulmadığı için, maalesef bazen ağız hijyeni bozuk olduğu için bile hasta kaybedilebiliyor” dedi. Sağlık harcamalarının, kamu sektöründe yüzde 15’lerle, “ikinci büyük harcama” haline geldiğini belirten Altın, ”Türkiye’de kanser hastalarının sayısı, bu gün 300 bin civarında. Bunun maliyeti, 2 milyar dolar. Bu rakamın 2020 yılında 700 bin kişi ve 5 milyar dolara, 2030’da ise 1,3 milyon hasta ve maliyetinin ise 9 milyar dolara çıkması öngörülüyor” dedi. Altın ayrıca Türkiye’de sağlık harcamasının son 10 yılda 2,5 kat artmasına da dikkat çekti. SGK’nın payının, yüzde 54’lerden 60’a çıktığını belirten Altın, “Hiçbir kaynak sonsuz değildir” uyarısında bulundu. Sağlıkda Dönüşüm Projesi hakkında bir soruyu da yanıtlayan Altın, “Biz, biraz kendi kendimize sekte vuruyoruz. Eskiden hasta doktoru göremiyordu. Sonra performans sistemi çıktı. Şimdi ‘daha fazla nasıl görür, performans yaparız’ diye uğraşıyoruz. Hekimler doğu görevine, 7-8 milyar maaşla dahi gitmedi. Karşılığında zorunlu hizmet geldi. Biz, başlangıçta daha düzgün olsaydık, belki böyle bir yol çizilmezdi” dedi. meidimagazin |
|||
Sitemiz içinde arama yap
Anket
Anasayfa | Aktif Konular | Hastaneler | İletişim

“Bu gün, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetten bahsediyorsak, önce sağlık çalışanlarının topluma yönelttiği şiddeti konuşmamız lazım”
Yeni yorum gönder