Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yeni MEDULA sistemiyle, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile getirilen kuralların elektronik ortamdaki takibine 1 Nisan'da geçecek.
SGK Başkan Vekili Fatih Acar, kurumun, özel, üniversite ve devlet hastanelerince kendine gelen faturalarla ilgili işlemleri MEDULA adı
verilen sistem üzerinden gerçekleştirdiğini söyledi.
Halen yürürlükte olan mevcut uygulamanın MEDULA V3 adı verilen yeni versiyonunun 1 Nisan 2009'dan itibaren işletime alınacağını bildiren Acar, yaklaşık 6 aydır yapılan çalışmalar sonunda kurum için çok önemli bir dönemin başlayacağını vurguladı.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yeni MEDULA sistemiyle, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile getirilen kuralların elektronik ortamdaki takibine 1 Nisan'da geçecek.
SGK Başkan Vekili Fatih Acar, kurumun, özel, üniversite ve devlet hastanelerince kendine gelen faturalarla ilgili işlemleri MEDULA adı
verilen sistem üzerinden gerçekleştirdiğini söyledi.
Halen yürürlükte olan mevcut uygulamanın MEDULA V3 adı verilen yeni versiyonunun 1 Nisan 2009'dan itibaren işletime alınacağını bildiren Acar, yaklaşık 6 aydır yapılan çalışmalar sonunda kurum için çok önemli bir dönemin başlayacağını vurguladı.
"Elektronik SUT" da denilen yeni sistemle SUT'ta belirlenmiş kuralların elektronik anlamda takibini gerçekleştireceklerini belirten Acar, 1 Nisandan itibaren SUT'ta yer alan geri ödeme kurallarının online çalışan bir sistemle kontrol edileceğini ifade etti.
Acar, yeni sistemin işleyişi ile ilgili şu bilgileri verdi:
"SUT'ta damar yolu açılması günde bir kez faturalanabilir, bir çocuk doğumu 9 ayda bir gerçekleşebilir, iğne yapılması günde 3 kez tekrarlanabilir gibi 600'e yakın kural belirlemiş durumdayız. Daha önce sağlık hizmet sunucuları tarafından tedavi ve işlemlerle ilgili faturalar bize sunuluyordu. Daha sonra da doktor ve eczacı arkadaşlarımız tek tek bu faturaları inceliyordu. Belki aylar sonra SUT'a uygun olmayan işlemler nedeniyle sağlık hizmet sunucularından geri ödeme istemek durumunda kalıyorduk. 1 Nisanda uygulamaya girecek sistemde, elektronik olarak SUT'a uygun olmayan ödemelerin yapılmasının önüne geçilecek.
Yeni uygulamada günde bir kere damar yolu açabilecek. İkinci bir işlem girişiminde sistem bunu uyaracak. Hasta yatış-çıkışlarının, organ ve doku nakillerinin, doğum sonrasında 30 gün süresince bebeğe yapılan işlemlerin, yatan hastaya ayaktan reçete yazılıp yazılmadığının takibi kolaylaşacak. Artık yatan hasta için yattığı süre içinde ayaktan reçete bedelinin karşılanması gibi bir durum olmayacak. Bir hasta A hastanesinde yatarken, aynı tarihte başka bir hastane kendisine ayaktan bir muayene ya da işlem için reçete yazılıyor ya da fatura kesiliyor. Bu sistemde, artık bu tür mükerrerliklerin olmadığı yeni bir döneme girmiş olacağız."
Sigortalılardan mükerrer katılım payı alınmasının da önleneceğini anlatan Acar, ayrıca yeni sistemle "birlikte faturalandırılamama kuralı"nın hayata geçeceğini söyledi.
Acar, "Kurumun belirlediği bazı paketler ve bu paketler için belirlenmiş fiyatlar var. Bazı hastaneler paket fiyat içerisinde olmasına rağmen paket için ayrı, paket içinde olan bir işlem için ayrı fatura kesme yoluna gidebiliyorlar. Yeni sistemde bu da olmayacak" dedi.
Fatih Acar, SGK'nın bütçesi ve kapsadığı nüfus itibariyle Türkiye'nin en önemli kurumlarından biri olduğunu vurguladı.
Vatandaş odaklı hizmet anlayışı ile sundukları hizmetin kalitesini artırma çabasında olduklarını belirten Acar, şunları kaydetti:
"Bunu yaparken suiistimal ve mükerrerlikleri en aza indirmek hatta ortadan kaldırmak istiyoruz. Çünkü bu kurum hepimizin. Herkesin bu bilinçle hareket etmesi lazım. Biz de kurum olarak her türden kötüye kullanımın önüne geçebilmek için kapasitemizi artırma yoluna gidiyoruz.
Elektronik SUT uygulaması da bunlardan biri. Kurum kaynaklarının en verimli şekilde kullanılabilmesi, sunulan hizmetlerin gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmesi açısından bu uygulamayı çok önemsiyoruz. Tüm vatandaşlarımızın da bizimle aynı hassasiyeti paylaşarak bize yardımcı olmas ını istiyoruz."
Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğretim Üyesi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, dünya genelinde sandık yerine internet ve diğer teknolojilerle oy kullanmanın güvenliğinin halen sorgulandığını, bu nedenle Türkiye'nin sandık yerine geçecek bir teknolojiye yatırım yapmasına gerek olmadığını söyledi.
Akgül, elektronik seçimin, oyların elektronik aygıtlarla toplanıp, değerlendirilmesi olarak algılandığını ve bilgisayarların yanında kiosk, internet telefonu, delikli kart ve optik oy pusulaları ile yapılabildiğini anlattı.
Değişik oy verme şekillerini kapsayan ve 1960'lardan beri kullanılan e-oylama olarak da adlandırılan yöntemin, oyun hem elektronik ortamda verilmesini hem de elektronik ortamda sayılmasını kapsadığını kaydeden Akgül, söz konusu sistemde telefon, özel bilgisayar ağı ya da internet üzerinden oyların gönderilebildiğini ifade etti.
Sistemin oy sayımını hızlandırması, engellilere kolaylık sağlaması, gelişmiş hallerde sandık başına gitmeden oy kullanılması gibi pek çok yararı bulunduğunu dile getiren Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Elektronik oy verme sistemi pek çok kişiye cazip gelmekte, bazı özel koşullarda başarıyla uygulanmaktadır. İngiltere'de, Estonya'da ve İsviçre'de hükümet seçimleri ve referandumlarda, Kanada'da belediye seçimlerinde, ABD'de ve Fransa'da parti içi seçimlerde sık olmamakla birlikte kullanıldı.
Ancak ortada geniş kitlelerin kullanabileceği, dürüst ve adil seçimin evrensel koşullarını sağlayan ve maliyeti makul olan bir seçim sistemi henüz bulunmuyor. Birçok ülkede, özellikle ABD'de elektronik sandık ve sayım makinesi benzeri cihazların güvenilirliği ciddi tartışma konusu haline geldi. ABD'de, bazı elektronik oy verme işleminde sahtekarlık tespit edildi."
Akgül, tüm bu nedenlerle dünyada, elektronik oylama cihazlarına güven duyulmadığına işaret ederek, firmaların kaynak kodlarını sır olarak saklamalarının da güvenlik açıklarının sebebi olduğunu vurguladı.
Türkiye'de sandık dışı kimi teknolojilerin zaman zaman gündeme geldiğini belirten Akgül, "Dünyanın halen güvenilirliğini tartıştığı bir teknoloji için Türkiye gibi nüfusu yoğun ülkenin seçim için sandık yerine geçecek bir teknolojiye yatırım yapmasına gerek yok" dedi.
Dünyada elektronik imza temelli oy kullanma sistemlerinin deneysel ve ölçeklenebilir seviyede kullanıldığını anlatan Akgül, sistemin eksikliklerini şöyle anlattı:
"Dünyanın pek çok ülkesi bu sisteme hazır değil. Sistemi geni ş çaplı kullanan ülke de yok. Öte yandan, değişik yerlerde mektupla oy kullanma sistemi var. ABD'de yurt dışındaki askerlerin tamamı oylarını mektupla gönderebiliyor. ABD'de her seçmen, sisteme kendisi kaydoluyor. Kontrol de kayıt sırasında oluyor. Kaydolurken de örneğin 'Cumhuriyetçiyim, Demokratım ya da bağımsızım' deniliyor. Böylece aday belirleme süreçlerine de katılım söz konusu oluyor.
İnsanların aklında elektronik imza veya benzeri bir sistemle internetten oylamaya katılmak var; seçmen açısından çok cazip bir seçenek. Ama kişisel bilgisayarlarda ve internet üzerinde pek çok güvenlik sorunu yaşanabilir, sistemin hacklenmesi söz konusu olabilir, oy verme işleminde gizlilik esası uygulanmayabilir, seçmen başkasına danışarak oy kullanıyor olabilir veya onun şifresini alan başka bir kişi oy kullanabilir. Bir başka deyişle seçim sistemin sağlaması gereken evrensel ilkleri sağlamak mevcut teknolojilerle çok zor görünüyor."
Üniversitelerde sistemle ilgili deneyler bulunduğunu ancak bunların geniş ölçekte uygulanabilir olmadığını ifade eden Akgül, "Özellikle Türkiye gibi nüfusu yoğun ülkelerde bu tür sistemleri geniş kitlelere uygulamak mümkün değil. Teknolojinin maliyeti de çok yüksek ve fayda-maliyet analizi, bunun açısından savunulamaz. Zaten 5 yılda iki kez oy kullanılıyor ve bu nedenle maliyetini karşılamaz" diye konuştu.
Akgül, üniversitelerde ve sivil toplum kuruluşlarının söz konusu yeni gelişmeleri araştırmaya devam etmesi gerektiğini belirterek, "Seçmen yazılım ve denetim sistemini güvenilir ve güncel tutmak, sandık sayımını güvenli ve saydam yapmanın sayım sonuçlarını hızlı, güvenli ve saydamlığına toplumu ikna etmeye çalışmanın, elektronik oylama hayali vakit kaybetmekten çok daha yararlıdır" görüşünü dile getirdi.
Yeni yorum gönder