Kansızlık deyip geçmeyin önlemlerinizi alın (Nasılmı?)

Kansızlık (anemi); genellikle hafife alınıp, demir haplarıyla tedavi edilmeye çalışılan bir sorundur. Oysa hekimler, kansızlığın tek başına tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktan çok, vücudumuzdaki çok önemli hastalıkların alarmını veren bir bulgu olabileceğine dikkat çekiyor.

İnsanların yarıdan fazlasının kansızlık problemi yaşadığını vurgulayan Medical Park Tokat Hastanesi Başhekimi Dr. Osman Kara, kansızlığın, kalp damar hastalıklarında da artışa neden olduğunu belirterek, şu bilgileri veriyor:

• Kansızlık, insanlarda yaşam süresinin kısalmasına, iş performansının azalmasına neden olabilir. Kansızlık; çabuk yorgunluk, tırnaklarda beyazlık, sağlıklı insanlarda alt göz kapağı aşağı çekildiğindeki kırmızı görüntünün beyaza yakın olması, cilt renginin kara sarı durması, nefes almada sıkıntı çekilmesi ile belirti verir.
Annedeki Kansızlık Bebeği de Etkiliyor

• Kansızlık sorunu yaşayan anne adayları da büyük sorunla karşı karşıya olduklarını bilmeli. Kansızlık sorunu olan gebelerin bebeği ile paylaşacak kan miktarı az olacaktır. Annedeki anemi nedeniyle, bebeklerde düşük ve doğum ağırlığının az olması sorunu olabilir. Gelişimleriyle ilgili sıkıntı ve sakat olma ihtimali bulunur. Kansızlık problemi olan kadının, gebe kalma ihtimali az olur. İstediği zaman çocuk sahibi olma şansı düşüyor. Gebe olan kadınlarda düşük ve erken doğum ihtimali artar. Anne karnındaki bebeğin salgıladığı hormonlar annede halsizlik oluşturur. Bunun üstüne bir de annenin anemi problemi yaşaması, annenin aşırı halsizleşmesine neden olur.

Kan Yapımını Artırıcı Yiyecekler Tüketin

• Doğru beslenme ile kan yapımı artırılabilir. Kan yapımını arttırmak için beslenmede şu noktalara dikkat edebilirsiniz: Ispanak yemeği yapılırken acı suyu çıksın diye haşlandıktan sonra sıkılıp, suyu atılmamalı. Böyle yapıldığında sebzenin suyunda kalan tüm demir kullanılmadan atılmış oluyor. Demirden zengin makarna da az suda haşlanmalı, soğuk sudan geçirilmeden haşlandığı su ile tüketilmeli.

• Diyet programlarındaki gibi her şey haşlama yenmemeli. Türk mutfağı gayet besleyicidir; sadece yağ azaltılmalı, sebzeler tamamen öldürülmeden yarı çiğ yenmeli ve kendi suyu ile pişirilmeli.

Köy Ekmeği ya da Yufka Tercih Edin

• Özellikle şehir merkezlerinde sıkça tüketilen beyaz ekmek çok tercih edilmemeli. Bunun yerine bildiğimiz tam tahıllı köy ekmeği ya da yufka tüketilmeli. Çay ve kahve yemeklerden hemen sonra içilmemeli. Bu, demirin emilimini engelliyor ve yemekte yenilen yiyeceklerdeki demir etkisiz hale geliyor. Çay ve kahve ya yemek yedikten 1-2 saat sonra tüketilmeli ya da yemekten önce içilmeli.

• Konsantre meyve suları yerine taze sıkılmış meyve suları içilmeli. Meyvelerin içindeki şeker yeterli olduğu için ayrıca tatlandırıcı konulmamalı.

• Yemeklerin tadına bakılmadan tuz dökülmemeli. Kişinin düşük tansiyon gibi sağlık sorunu olmadığı sürece, sebzelerin kendi tuzu yeterlidir. 2-3 gün yemekler kendi tuzunda yenildiğinde, damak o tada alışacak ve fazla tuz tüketiminin önüne geçilmiş olacak. Çünkü özellikle tuz ve şeker; yüksek tansiyon, damar tıkanıklığı ve kolesterol acısından riski artırır.

• Keçiboynuzu ya da üzüm pekmezinden, sabahları uyanır uyanmaz bir kahve fincanı dolusu içilmeli. Pekmezin içine, demirin emilimini artırmak için limon sıkılabilir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <img> <b> <i> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Aşağıdaki resimde yer alan karakterleri kutucuğa doğru olarak yazınız
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sitemiz içinde arama yap

Özel Arama

Anket

KAMU HASTANELERİNİ KİM YÖNETMELİ: